23 Ekim 2015 Cuma

Safir Mavi (Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer #2) - Kerstin Gier | YORUM

Merhaba!
Ara vermeden yine ben. :D
Ne yapayım kitaplar çok hızlı okunuyor.

 
| tanıtım |
 
Acemi bir âşığı geçmişe yollamak iyi bir fikir olmayabilir!

En azından on altı yaşındaki çömez zaman yolcusu Gwendolyn böyle düşünüyordur.
Bu macerada Gideon ve Gwen dünyayı kurtarmak ya da menuet dansını öğrenmek gibi pek çok sorunun üstesinden gelmek durumunda kalacaktır. (Üstelik ikisi de hiç kolay değildir!)
Bütün bunlar yetmezmiş gibi Gideon büsbütün tuhaf davranmaya başlayınca, Gwendolyn artık hormonlarını kontrol altına alma zamanının geldiğini anlayacaktır!

Çünkü işin içinde aşk varken zaman yolculuğu yapmak pek mümkün görünmemektedir...
 
| yorum |

Ve Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer serisinin ikinci kitabı da an itibariyle bitti. Nasıl okudum bilmiyorum ama bir baktım sona gelmişim. Bir gün içerisinde bitirmek beni çok mutlu etti, çok hızlı okunan bir seri olduğunu söylemiştim.

Çoğu kişinin aksine ben bu kitap için daha heyecanlıydım. Sırlar açığa çıkmaya başladı ve yeni yeni sırlar keşfedildi. Zaman yolculukları, kıyafetler, tarihi detaylar, kronograf... Hepsini okumaktan keyif aldım ve bir yazar nasıl bu kadar akıcı yazabilir diye kendimi düşünmekten alamadım. Yani bunu her kitabında istikrarlı olarak devam ettirmesi takdir edilecek bir durum bana göre.

---

Safir Mavi'de saf, tamamıyla aşık bir Gwendolyn var karşımızda. Bu beni tam anlamıyla delirtti. Hatta ilk kitaptan daha fazla delirdim. Yetti artık falan deyip isyan edesim var böyle karakterlere.

Gidion, her zamanki ne istediğini bilmez halindeydi. Tamam, biraz daha düzelmiş hali de olabilir. Şüpheciliği kaldığı yerden devam ediyor. Saçları konusunda hala emin değilim. Biraz da aşık gibiydi, bakalım, neler olacak Zümrüt Yeşil'de.

Charlotte, adı geçtiği her an kitabın içine dalıp boğazını sıkmak istedim. Gerçi o yetmez, türlü türlü işkenceler daha çok ilgimi çekebilir. Bunları Zümrüt Yeşil'e saklıyorum.

Onun dışında kitapta aşırı sevdiğim yeni bir karakterimiz -tam olarak öyle sayılmaz aslında- var. Xemerius... Aşırı şirin bir hayalet gargoyle. Kendisini yeni kankam ilan ediyorum. İsminin nasıl okunduğu hakkında bir bilgiye sahip değilim gerçi. Ah bu isimler... :D

---

Kitabımızın sonuna gelirsek, fazlasıyla merak uyandırdı bende. Gwen ile ilgili gerçekleri merak ediyorum ki ilk kitapta buna çok takılmamıştım. Ayrıca Lucy ve Paul ile bağı ne, bir şeyler düşünüyorum ama emin değilim. Çok yüksek bir ihtimal düşündüğüm şey olacak.
Neyse. Sonuç olarak Yakut Kırmızı'dan daha fazla beğendim. (Her zaman zıt bir insan olmayı çok iyi başarırım. :D) Sonunda klişe olduğunu düşündüğüm bir yer vardı ama genel olarak artık öyle olaylar nefret seviyemi baya aşmış durumda. Kitaba 4 puan veriyorum. 5'i Zümrüt Yeşil'e saklıyorum. Umarım hayal kırıklığına uğramam.

4/5

22 Ekim 2015 Perşembe

Yakut Kırmızı (Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer #1) - Kerstin Gier | YORUM

Merhaba!
 
Uzun zamandır okumak istediğim bir seri yorumuyla karşınızdayım. Tüm kitaplarını birlikte alınca ara vermeden okumaya karar verdim. Zaten çok kolay okunan kitaplar olduğu için sıkıntı yaratacağını düşünmüyorum.
 
 
| tanıtım |
 
Tüm zamanların sınırlarını aşan bir yolculuğa hazır mısınız?
Uluslararası çok satan yazar Kerstin Gier'den unutamayacağınız ve bağımlısı olacağınız bir seri…

Bazen sır küpü bir ailede yaşamak gerçekten de zordur. En azından 16 yaşındaki Gwendolyn bundan kesinlikle emindir. Ta ki günün birinde kendini son yüzyılın Londra'sında bulana dek. O zaman bunun ailesinin en büyük sırlarından biri olduğunu anlar. Buna karşın anlamadığı; bu zaman yolculuğunda aşka yer olmadığıdır. Çünkü bu, durumu daha karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramaz!
 
| yorum |

Fazlasıyla tatlı bir kitap ve güzel, keyifli bir seri başlangıcı. Konusu oldukça ilgi çekici zaten. Zaman yolculuğu... Yazarın anlatımı da akıcı. Okurken hiçbir sorun yaşamadım ve hemencik bitti kitap.

Serinin kapaklarını, renklerini ve sayfa desenlerini ayrı ayrı hepsini sevdim. Bunların hepsinin birlikte okumaya çok yardımcı olduğunu düşünüyorum. Sonuçta kimse kalitesiz bir kitap okumak istemez. O konuda Pegasus'un hakkını yememek gerek.

---

Gwendolyn...
Allah'ım isme bak iki saat nasıl yazılıyordu diye düşündüm yemin ediyorum. Ya ben bu kızı sevdim mi sevmedim mi karar verebilmiş değilim. Sinir edecek bir davranışı olmadı ama bence kendini çok kolay ezdire bir tip. Ben daha baskın karakterleri severim. Bakalım serinin diğer kitaplarında bu değişir diye umuyorum.
Ayrıca Gwen hayaletleri falan görüyor, bu çokta ilgi çekici bir özellik değil. Tamam, bende kendi kendime konuşmayı severim ama bu başka bir boyut.

Gidion...
Bir başka anormal isim. En azından bana göre öyle. Bu tatliş çocuğu bana kimse sevdiremez bence, o kadar netim bu konuda. Erkekte uzun saç bazen fazlasıyla nefret ettiğim bir durumdur bu kitapta da tam olarak o durumu yaşıyorum. Her ne kadar mükemmel gözlere sahip olsa da üzgünüm hayatım seni sevebileceğimi pek sanmıyorum. Ama bakalım saçlar giderse belki düşünebilirim. :D Ayrıca ne istediğini bilmeyen erkekler hiç tarzım değil.

Charlotte, tam bir cadı. Diğer kitaplarda onu boğmak isteyebileceğimden kesinlikle eminim. Böyle olmasının sebebinin her ne kadar annesi olduğunu düşünsem de bu ona artı bir puan sağlamıyor.

Leslie, yani Gwen'in sevimli arkadaşı. Gwen ile iyi anlaşıyorlar ve Gwen'e inanıp güvenen biri. Ayrıca sorunlarını çözmesinde de çok yardımcı olduğunu düşünüyorum.

---

Gelelim kitabımızın finaline... Seri olduğu için zaten ben abartılı bir bitiş beklemiyordum. Ayrıca ilk kitap olması da bu beklentim konusunda büyük bir etken. Öyle klasik, heyecansız bir bitişti. Çok bir şey beklemeyin ve hemen ikinci kitaba atlayın derim. İlk kitaba 3 puan veriyorum bu yüzden.

3/5

19 Ekim 2015 Pazartesi

Ne dinliyorum? - THE CIVIL WARS

Merhaba! Yine ben. :D
 
Bu gruba daha doğrusu bu ikiliye hayranım. Sesleri o kadar huzur verici ki ne söyleseler dinlerim.
 
Bu aralar da Eavesdrop şarkılarına takmış durumdayım. Tutku Oyunları'nı okumaya ara verdikten sonra böyle dinlendirici bir şeylere ihtiyacım vardı. Tavsiyem daha önce dinlemediyseniz diğer şarkılarına da bir göz atmanız. Keyifli dinlemeler...
 
 

18 Ekim 2015 Pazar

Marslı || FİLM

 
| tanıtım |
 
Mars’daki bir görev sırasında çıkan bir fırtınayla ekipten ayrı kalan ve o noktadan sonra da geride kalanlar tarafından bulunamayınca ölmüş olarak kabul edilen bir astronotu anlatıyor. Senaryo da bu astronotun hayatta kalma mücadelesini aktarıyor. Söz konusu olan karakter oldukça şahsına münhasır, kendisiyle dalga geçebilme yeteneğine sahip esprili bir adam. Yani bir yandan çok dramatik, öte yandan da eğlenebileceğiniz bir adam.
 
~~~
 
Merhaba!
Bugün Kocaeli'de sinema bulamayan kızın dramını okuyacaksınız. Otobüs numaraları, garip alışveriş merkezleri ve tabii ki kayboldum. Başka bir şey olması beklenemezdi zaten. :D
 
| yorum |
 
Marslı...
Öncelikle kitabı okumadığımı belirtmeliyim. Tamam, taşlamayın. Yarım bıraktığım için o kadar pişman oldum ki... Bunu telafi etmek için en kısa zamanda yeniden elime alacağım kitabı.
 
O kadar kaybolduktan sonra bütün sinirlerim gerilmişken, Marslı ilaç gibi geldi. Bu tabiri kullanmayı istemezdim, lütfen kusura bakmayın ama öküz gibi ağladım. Nasıl bir filmdi bu ya? Aşık oldum resmen.
 
Mark süper güçlü bir mizah anlayışı olan harika bir karakter. Hayatta kalmak için verdiği çaba sizi müthiş etkiliyor. Beni ağlattığı kadar güldürdüğü yer de çoktu.
 
Açıkçası Mars'taki gelişmeler hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim. O yüzden işin bilimsel kısmıyla ilgili bir yorum yapmayacağım. Ama ben filmden fazlasıyla etkilendim. Adam patates yetiştirdi ya, su yaptı. Hayatta kalmak için yapamayacağı şey yok gibiydi. 1,5 yıl kadar Mars'ta yaşadı ve bunu yapılabilecek en iyi şekilde yaptı. Kitabı okuyana kadar seni özleyeceğim Mark.
 
Yorumu kısa tutacağım çünkü filmin herkesin izlemesi gereken filmlerden olduğunu düşünüyorum. Yoruma devam edersem zaten kullanacağım tüm kelimeler şunlardan ibaret olacak: Bayıldım, tek kelimeyle harikaydı, süper ötesiydi, kesinlikle izleyin ama izlemeden önce kitabını mutlaka okuyun.
 
Ayrıca Matt Damon, Uzay Korsanı... ♥♥♥
 
| fragman |
 

15 Ekim 2015 Perşembe

Meleklerin Kanı (Guild Hunter #1) - Nalini Singh | YORUM

 
| tanıtım |
 
New York Times çoksatan yazarı Nalini Singh, Lonca Avcısı serisinin bu ilk kitabında okuru güzelliğin ve kana susamışlığın hüküm sürdüğü ve meleklerin her şeyin hakimi olduğu bir dünyayla tanıştırıyor.

Tehlikeli bir yakışıklılığa sahip olan New York Başmeleği Raphael, vampir avcısı Elena Deveraux'ya bir iş teklif etmişti. Ancak Elena'nın bu sefer peşine düşmesi gereken yolunu şaşıran bir vampir değil, çok daha tehlikeli, çok daha deli bir avdı.

Avının peşinde Elena bir yandan hızla tutkunun eşiğine sürüklenirken, bir yandan da hayatı için mücadele ediyordu ve hayatını kurtarsa bile Raphael'in baştan çıkaran dokunuşlarına yenik düşmesi kaçınılmazdı. Çünkü başmeleklerin oyunu söz konusu olduğunda ölümlülerin hiç şansı yoktu...
~~~
 
Merhaba! Nasılsınız?
Ben fena sayılmam. Okuldan döndüm, kahvemi aldım ve bilgisayarın başına geçtim. Bu üniversite hayatı çok zormuş yahu.
 
Sabah erkenden kalktım ve Meleklerin Kanı'nı bitirdim. Sonrasında bilgisayar dersine girip Bayan Peregrine'e başlayınca kitap az kalsın tarih oluyordu diğerlerinin arasında. Bugünlerde canım böyle uzun uzun yorum yazmak da istemiyor. Neyse, başlayalım bakalım.
 
| yorum |
 
Öncelikle kitabın bu süper ötesi cildinden bahsetmek istiyorum. Kapak bir harika, gel beni oku diyor resmen. Üzerindeki ve içindeki tüy detayları çok güzel bence. Melekleri sevince insan tüyler falan da oldukça çekici geliyor. :D
 
Kitabın konusunu genel olarak sevdim. Okumaya başladığımda aslında tam olarak böyle bir şeyler beklemediğimi fark ettim. İçerik olarak yani. Şimdiye kadar okuduğum melek temalı kitapların hep kendine has bir tarz vardı. Meleklerin Kanı da onlardan biri oldu sanırım.
 
Her bir bölgeyi -şehri- yöneten başmelekler var. Ve neredeyse devletin bile üstü bir konumdalar. Melekler vampir yaratabiliyor. Ki bana ilginç gelen kısmı da bu. İki farklı tür, biri diğerini var ediyor. Oldukça garip bence.
...
 
Elena; dik başlı, lafını sözünü kimseden sakınmayan, cesaretli biri. Ve biraz da ağzı bozuk bence. :D Hal ve hareketlerinde beni sinir edecek kadar kötü şeyler gözüme çarpmadı açıkçası.
Arkadaşları ile iyi anlaşıyor ve daima birbirlerinin arkasını kolluyorlar. Ailesi ile bazı problemleri olsa da onları korumak isteyecek kadar düşünceli biri Elena aynı zamanda. Daha ne olsun, melek gibi kız. :D
 
Raphael... Kitabımızın biricik başmeleği. Yakışıklı, havalı... Buraya kısaca bütün güzel özellikler onda mevcut da yazabilirim aslında. :D Kanatlarına da aşık olmuş bulunmaktayım.
Ayrıca otoriter ve sahiplenici bir kişiliği var. Ölümsüzlük doğru bulmadığım bir şey olsa da eminim ona çok yakışıyordur. Kendisini sevdim ama ölüp biteceğim bir karakter olmadı.
 
Elena ve Raphael ikilisini sevdim. Yani tam olarak değil aslında. Buna karar vermeden önce önümüzdeki ay çıkacak olan serinin devam kitabı Başmeleğin Öpücüğü'nü okumam şart. Sonra tekrar düşünülebilir.
...
 
Kitap oldukça akıcı ilerliyor. Yazarın anlatım tarzında falan açıkçası çok da özel bir şey bulamadım. Gerçi akıcı bir şekilde yazmış olması bile büyük bir başarı.
 
Gelelim kitabımızın sonuna... Açıkçası Elena ile ilgili bir değişiklik olacağı belliydi ama ne olacaktı. Vampir mi, melek mi ya da başka bir şey mi?
"Melekler vampir yaratabilir ama melek yaratamaz." Bu kitabın içinden bir cümle tam olarak böyle mi bilmiyorum ama buna çok yakın bir cümle.
Sonu beni heyecanlandırmadı ama başka ne olacaktı ki. İkinci kitabın daha tatmin edici olacağını düşünüyorum.
 
Kitaba 4 puan verdim. Aslında 5 vermeyi isterim ama onu Başmeleğin Öpücüğü'ne saklıyorum. :D
 
Benden bu kadar.
Kendinize iyi bakın.
Bir dahaki yorumda görüşmek dileğiyle. ^^
 
4/5


Kitap Alışverişi #2 - İlknokta'dan sorunsuz alışveriş...

Herkese merhaba!
 
Bugün süper mutluyum çünkü merakla beklediğim kitaplarım elime ulaştı. Yuppiii! Hemen detaylardan bahsetmek istiyorum. :D
 
Öncelikle bu İlknokta'dan yaptığım 2. alışveriş. İlki çok kötü değildi, kitaplardan ikisi feci hasarlı gelmişti. Onun dışında kargo takip numarası olmadığı için kargo benim için tam bir felaket olmuştu. Ve çoğu kişinin ilknokta ile problem yaşadığını biliyorum. O yüzden bir kez daha sipariş vermek konusunda çekincelerim vardı. Ama herkes bilir İthaki, Yabancı ve Müptela kitapları çoğu zaman %40-50 indirimli oluyor sitede. Bende dayanamadım verdim. :)
 
Kitapların temin sürecinde hiçbir sıkıntı olmadı. Ve artık kargo takip numarası da var. Ki bu çok çok sevindiğim bir konu oldu. Paketi korkarak açtım ama korktuğum başıma gelmedi. Kitaplarda neredeyse hiç hasar yok. Maşallah, nazar değmez inşallah. ^^
 
~~~
 
Yabancı Yaınları'ndan şirin mi şirin 3 kitap aldım.
 
Meleklerin Kanı... Allah'ım kapağına bakıp aşık olmayan yoktur ben aşırı sevdim. Okundu bile. Yorumunu yakında gireceğim bloga.
Karanlık Yalan... Hakkında birkaç yorum okudum ve sıradaki kitabım olmaya aday kendisi.
Dokuz Gün... Kitabı neden aldığını bilmeyen ben. :D Bir baktım sepete ekleyivermişim. En kısa zamanda okuyacağım.
 
 
Diğer 3 kitabımın ikisi İthaki ve biri de Müptela.
 
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları... Sonunda kavuştum ve cildi bir harika kitabın. İçindeki fotoğraflara dayanamayıp bir göz attım. Hmm, bakalım beklediğim gibi bir kitap olacak mı? Okuyup göreceğiz.
Elric... Kitabın arka kapağında yazan övgülere dayanamayıp almış bulunmaktayım. Yakın bir zamanda okumayı düşünmüyorum. Uzun bir tatil sürecinde okuma planları yapıyorum.
SEN... Selvi Atıcı'nın kalemiyle tanışacağım sonunda. Kitap hakkında çok yorum okudum. Alıp almamak konusunda tereddütlerim vardı ama bir şans vermeye karar verdim.
 
~~~
Bu ay içerisinde aldığım kitaplar bunlar. Hepsi büyük bir merakla okunmayı bekliyor. Hepsinin olmasa da çoğunluğun yorumunu girmeye çalışacağım. Benden bu kadar. Kendinize iyi bakın. ^^

10 Ekim 2015 Cumartesi

Me and Earl and the Dying Girl || FİLM

"A little friendship never killed anyone."
 
 
| konu |
 
Greg, Earl ve Rachel...
Greg anlatıcımız.
Earl, Greg'in arkadaşı gibi bir şey. İkisi çocukluktan beri arkadaş ve amatör olarak kısa filmler çekiyorlar.
Rachel'da 'dying girl' oluyor böylelikle.
Film onların hayatlarının belli bir kısmını konu alıyor.
 
| yorum |
 
Film ile ilgili duygularımı tam olarak nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Tam şu an bitiş müzikleri çalıyor ve ben bir yandan gözyaşı dökerek bu satıları yazıyorum.
 
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. Ben filmi tesadüfen gördüm, kitabın filme uyarlandığından haberim bile yoktu. Keşke kitabı daha önce okusaydım diyorum şimdi.
 
Greg, Earl ve Rachel... 3'ü de sevdiğim karakterler oldu.
Greg okuldaki insanları gruplara -devletlere- ayırmış ve genel olarak görünmez bir okul hayatı sürmeyi kendine amaç edinmiş. Bir gün Greg, Rachel'ın kanser olduğunu öğreniyor ve birlikte vakit geçirmeye başlıyorlar. Hatta filmin ileri dakikalarında Greg ve Earl, Rachel için bir film çekmeye çalışıyorlar. En son ortaya zor da olsa güzel bir şeyler çıkıyor.
Earl'ü tam çözememekle birlikte acayip ilginç bir karakter olduğuna karar verdim. :D
Rachel başta çok hayat dolu gibiydi. Sonra hastalığın verdiği zorluklar ile pes etmeye başladı. Ki bu verebileceği en doğal tepkiydi.



Romantik bir film değil bu, başta dramda değil sanmıştım ben Greg'in anlattıklarından ama ters köşe oldum. Gayet gerçekçi bir film. Bundan daha farklı bir şeyler olmasını istemezdim sanırım işleyişinde. Mutlaka izlenmeli diye düşünüyorum. Ve ben kitabını okumaya kaçıyorum. :)
 
| fragman |